aşk sözcükleri saçtığımız, seçerken zorlandığımız, 2 güzel lafı bir araya getirmek için 2 saat kafa patlattığımız, derslerde bolca karalama yaptığımız, yırtıp paylaşımcılığımızı geliiştirdiğimiz defter üzerinden saçmalıyorum bu defa..
fona güzel bir Istanbul temasida verip, konu bizi bulsun diye devam ediyoruz karalamaya...
hayatımda sadece 1 defa yazımdan dolayı teşekkür almıştım hocamdan.Orta okulda, Türkçe dersinde önce uyarılmış, sonra hırs yapıp parmaklarımı ağrıtmıştım bir hayli... Ama ondan sonra hiç uğraşmadım, kalemi tutmayı bilmiyorum bi kere.Zaten artık 'klavye' denen donanım aldı yerini.Ve, istediğim zaman istediğim fontu kullanıp gereken görselliği sağlayabiliyorum.Ama sanki içi boşalıo gözlere anlatmaya çalıştıkça bişeler.Ruhu her nerere ise bunun, kayboldu sanırım sanal sokak aralarında.
Temiz bir yüze geçiyoruz ve yanıbaşımda cereyan edecen hayat sıkıntılarınıdan sadece birine kağıt kalemimizle şahit oluyoruz. Anlıyoruz ki,(ya da benim için mi böle bilmiyorum) hiç birşey için başı-sonu kesin planlar yapıp güvende hissetmemek lazım kendimizi... Bizden başka, bize karşı olan çoğunlukla belki, bize uymayacak onlarca planlar kuruluyor ve bir oyun gibi, bahis gibi sadece birinin planı tam anlamıyla hayata geçiyor.Ve sadece o istediğini alabiliyor. Diğerleri, boşa gidenleri düşünüp yada gideni düşünmeyip tekrar kaybetmeye oynamaya devam ediyorlar...
Şu an farkına vardım ki, klavye denilen şeyden tam anlamıyla nefret etmem gerekiyor.Ve artık kalemle barışma vaktini getirmeliyim sayfa önlerinde.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

2 yorum:
bir kelime yeter bence başlamaya... ayrıca senbaşla kalemi ben sana hediye edicem:)
şimdi daha da iyi anlıyorsun beni değil mi?neden önce kağıda sonra bilgisayara yazdığımı.. duygularımı çalıyor bu klavye denilen şey:)
szn
Yorum Gönder