27 Şubat 2007 Salı

güne başlarken...

Hafif bir uyku tadı üzerimde. Direkt isme yazılmış bir şarkı, bir piyano girişi harekete geçirdi beni… Ne diyeceğimi bile bilmeden hem de. Aklımda tutuşturduklarımı düşündüm, olmaz dediler. Red ettiler sanki bu doğayı.
Şarkıları, zamanı, uyanışımı, yanılışımı düşündüm sırayla. Sözsüz, sesli şu ortam, su 10 dklık ritüel benim için, bir sürü şey için kovalıyor sanki içimde. Belki diyorum kapasam, öldürsem ruhunu, sonra gidip kahvaltı yapsam üstüne… 1 saat sonra çayımı yudumlarken çok daha anlaşılır şeyler yazsam belki…
Yanlış mı, doğru mu tartışmaya geçerken bir yandan zihnim, hala bilmiyor tam olarak ne için harcandığını mürekkebin. Ama durmuyor, en güzeli, sürekli karalayabiliyor birşeyler. Teşekkür ederim diyorum içimden salakça…
Ve yeniden başlatıyorum o piyano girişini. Aslında “şiddet” demişler bunun için, adını öyle koymuşlar. Anlamıyorum nasıl bir kavga, gürültünün eşliği olabilir diye. Hayır, varsa bende katılayım…
Ama haklı sanki bir anda kalemi elime tutuşturan, rahatımı bozan, zihnimi yoran,
Sadece bir akustik…
Sonunu yazıyorum yazının bir anda, devam ederken ortasında hem de, bir yandan da kedim deli gibi koşturuyor önümde, dikkatim almaya çalışıyor sanki elimden. Engel olamıyor, dâhil oluyor üstelik.
Uyanışım geliyor aklıma yine, zilin çalışı ve kalkmayışım. İçimdeki uyku perisi kalkıyor açmaya ve gözlerim kapanmıyor daha… Sonra otuyor uğraşlarımla ilgileniyor, gereksizliğe yakın arkadaşından bir hayli zaman hediye ediyorum.
Sağ olsun ki o piyano giriyor araya,
Bu seferde, bir şey yazmak için bir başka şeye gerek olmadığını fark ediyorum…

2 yorum:

Szn dedi ki...

o kadar güzel ve gerçekçi ki hayatının içinden olan yerler bu yazıda:) nazar mesela.. yaşamamak elde değil anlattıklarını.

rhea dedi ki...

hiçbir şey hakkında çok şey yazmışsın:) ben sevdim bu yazıyı ve hiçbir yere ait olmayışını...